Şirketler genellikle bütçelerini operasyonel giderler, yatırımlar ve maaşlar üzerinden hesaplar. Bunun yanı sıra şirketlerin finansal tablolarında net bir şekilde görülemeyen, ancak uzun vadede ciddi kayıplara yol açan en büyük gider kalemlerinden biri de çalışan sağlığıdır. Çoğu işletme, sağlık harcamalarını yalnızca sigorta maliyetleri veya iş kazaları gibi doğrudan giderler üzerinden değerlendirir. Oysa asıl yük, fark edilmesi zor olan ve yıllar içinde biriken gizli maliyetlerde saklıdır.
Sağlık Sorunlarının İş Yerine Yansıması
Kas-iskelet sistemi problemleri, kronik ağrılar ve ergonomik yetersizliklerden kaynaklanan rahatsızlıklar, çalışanların performansını doğrudan etkiler. Yapılan araştırmalar, Avrupa’da çalışanların %60’ından fazlasının iş kaynaklı kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları yaşadığını gösteriyor. Bu durum, çalışanların işten kısa süreli ayrılmalarına, iş yerinde verimsiz zaman geçirmelerine ve uzun vadede motivasyonlarını kaybetmelerine neden oluyor.
Bu noktada devreye presenteizm kavramı giriyor. Hasta veya fiziksel olarak rahatsızlık hisseden çalışanlar, iş yerinde bulunsalar bile tam verimle çalışamazlar. Presenteizm, fark edilmesi zor ancak işletmeler için ciddi bir verimlilik kaybına yol açan bir problemdir. Araştırmalar, presenteizmin şirketlere devamsızlık kadar hatta daha fazla maliyet getirdiğini ortaya koyuyor.
Verimlilik Kaybının Şirketlere Gerçek Maliyeti
Bir çalışanın rahatsızlığı sebebiyle iş gücünü tam kapasite kullanamaması, yalnızca bireysel bir sorun değildir. Bu durum;
🔹 Ekip içindeki iş akışını yavaşlatır,
🔹 Çalışanların motivasyonunu düşürür,
🔹 Hata oranlarını artırır,
🔹 Yenilikçi düşünceyi ve üretkenliği sekteye uğratır.
Daha da önemlisi, verimliliği düşen çalışanların iş yükü diğer ekip üyelerine kaydırılır, bu da zincirleme bir şekilde tüm organizasyon yapısının dengesini bozar. Sürekli artan iş yükü, diğer çalışanlarda da benzer sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir ve şirketin genel işleyişini sekteye uğratabilir. Sonuç olarak, bu döngü uzun vadede daha yüksek iş gücü kaybına, artan işe alım ve eğitim maliyetlerine ve nihayetinde şirketin finansal performansının zayıflamasına yol açar.
Önleyici Yaklaşım: Çalışan Sağlığını Güçlendirmek
Şirketler, sağlık sorunlarını yalnızca bir masraf kalemi olarak görmek yerine, uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendirmelidir. Önleyici sağlık hizmetleri ve iş yeri ergonomisine yapılan yatırımlar, çalışan memnuniyetini ve bağlılığını artırırken, devamsızlık oranlarını ve iş gücü kaybını azaltır.
Bu doğrultuda yapılabilecek bazı temel adımlar:
✅ Endüstriyel fizyoterapi programları ile çalışanların kas-iskelet sistemi sağlığını desteklemek,
✅ İş yerinde hareket kültürünü teşvik eden uygulamalarla uzun süreli hareketsizliği önlemek,
✅ Çalışanlara ergonomi ve sağlık konusunda farkındalık kazandıran eğitimler sunmak,
✅ Düzenli risk değerlendirmeleri yaparak, olası sağlık tehditlerini önceden belirlemek ve çözüm üretmek.
Sağlıklı Çalışan, Güçlü Şirket
Unutulmaması gereken en önemli nokta şu: Sağlıklı bir iş gücü, sadece bireysel bir kazanım değil, aynı zamanda şirketin sürdürülebilir başarısı için kritik bir faktördür. Çalışan sağlığını destekleyen şirketler, daha yüksek çalışan bağlılığına, daha düşük iş gücü kaybına ve en önemlisi daha güçlü bir kurumsal kültüre sahip olur.